HASTA-HEKİM
GÖRÜŞMESİ
Serpil Aydın,
Hatice Kurdak
Hekim-hasta ilişkisi, her iki tarafın da birbirinden karşılıklı
olarak etkilendiği bir süreçtir. Bu süreçte, görüşmeler sırasında
edinilen izlenimler, sorunun tanımı ve çözümü açısından oldukça
önemlidir. Bu görüşmelerin klinik çalışmanın temeli olduğu
söylenebilir. Etkili bir görüşme yapabilmek için, doktorun eğitimi,
bilgi birikimi ve tecrübesi kadar, sahip olduğu iletişim teknikleri
ve sorun çözme yeteneği de önemlidir. İyi iletişim becerilerine
sahip doktorlar, hastalarının problemlerini daha doğru bir şekilde
ortaya koyabilmekte; hastalarının uyum ve memnuniyetini daha fazla
sağlayabilmekte; mesleki memnuniyetlerini arttırırken iş streslerini
azaltabilmektedirler.
Hasta-Hekim Görüşmesinde
İletişimsizlik
Bu konuda yapılmış birçok çalışmaya göre hasta ve doktor
arasında bir iletişim sorunu mevcuttur. Hasta-doktor görüşmelerinin
%69unda doktor, hastasının konuşmasını görüşmenin başlangıcından
itibaren ortalama 18. saniyede kesmekte ve bu hastaların yalnızca
%2sinden azı konuşmaya devam etmektedir. Görüşmelerin yarısında
hasta ve doktor asıl sorun hakkında hemfikir değildir. Doktorlar,
hastaların ilk belirttikleri sorunun asıl sorun olduğunu
düşünmektedir. Genellikle görüşmeler doktor-merkezli bir yaklaşım
izlenerek yapılmaktadır. Hastaların bilgileri anlama sorunları
vardır ve bunun önemli bir nedeni de doktorların tıbbi terimler
kullanmasıdır.
Hastaların, doktorlarının belirttiği plan veya tedaviye
uymamaları veya aksatmalarının bedeli yüksektir. Hastaların yaklaşık
yarısı ilaçlarını almayı unutmakta veya düzgün kullanmamaktadır. Her
yıl İngilterede boşa harcanan ilaç bedeli 300.000.000 pound iken,
doktor önerilerine uymamanın bedeli yaklaşık 100 milyar Amerikan
Dolarıdır.
Malpraktis davalarının %70inde, hastayla ilgilenmemek,
hastanın görüşlerini dikkate almamak, hastaya yeterli bilgi vermemek
ve hastanın bakış açısını anlamamak gibi iletişim sorunları neden
olarak gösterilmiştir.
Görüşmede Doktorun Görevleri
Doktor, bir görüşme sırasında, bir yandan hastanın ana
sorununu öğrenmeye çalışırken, bir yandan da hastanın sorununa nasıl
baktığını, bu sorunun hasta ve ailesindeki fiziksel, duygusal ve
sosyal etkileri anlamaya uğraşmalıdır. Hastanın başlıca endişeleri,
ne öğrenmek istediği, anlatılanı anlayıp anlamadığı ve
öğrendiklerine tepkisi belirlenmelidir. Karar verme aşamasına ne
kadar katılmak istediğinin saptanması ve tedavi seçeneklerinin
tartışılması hasta uyumunu daha da arttıracaktır.
Görüşme Süreci
Görüşme süreci, hasta gelmeden önce başlar. Hasta
gelmeden önce hazırlanmak, birçok belirsizliğin önüne geçebileceği
gibi, önceden tutulmuş not veya kayıt gibi bilgileri gözden
geçirmeyi sağlayacaktır. Ayrıca ortamın hastanın rahat edeceği ve
mahremiyetin korunabileceği şekilde düzenlenmesi de, hastadan bilgi
almayı kolaylaştıracaktır.
Görüşme sürecinin görüşmeyi başlatmak, bilgi toplamak, ilişki kurmak,
açıklama ve planlama yapmak ve görüşmeyi sona erdirmek gibi
bölümleri vardır.
Görüşmenin başlangıcında kesmeden dikkatle
dinleme, hastanın öğrenmek ve tartışmak istediği tüm noktaları
belirleme ve görüşmenin gündemini oluşturma yer alır.
Bilgi toplama bölümünde, sorunların belirlenmesi
ve hastanın bakış açısını anlamak esastır. Bu bölümden sonra kısa
bir özet yapmak; hem hastanın sorunlarını anladığını göstermek hem
de görüşmeyi yapılandırarak tıbbi bir zemine oturtmak açısından iyi
olacaktır.
İlişki kurmak bölümü, hastanın verdiği sözel veya
sözel olmayan ipuçlarını değerlendirerek sorunları anlamaya yardımcı
olur. Burada hastanın sorunlarını empati yaparak anlamaya çalışmak
ve hastayı konunun içine çekmek önemli unsurlardır. Doktor da
hastayı dinlediğini, anladığını sözel veya sözel olmayan iletişim
yöntemleriyle belirtmelidir.
Açıklama ve planlama bölümü, dikkatli
davranılmazsa sıkıcı olabilecek bir bölümdür. Hastaya bilgiler az
miktarlarda, anlayıp anlamadığı kontrol edilerek verilmelidir.
Hastanın beklentileri, endişeleri ve düşünceleri ortaya çıkarılırsa
hasta memnuniyeti artacaktır. Hastaya önerilerde bulunmak ve
hastanın karar sürecine katılmasını sağlamak doktor için de hasta
için de yararlı olmaktadır. Karşılıklı olarak bir plan kabul
edilince de, planı gözden geçirmek ve kontrol etmek, planı hastanın
anlayıp anlamadığından emin olmak açısından önemlidir.
Görüşmeyi sona erdirirken güven oluşturmak sonraki görüşmeler
açısından çok önemlidir. Bu bölümde doktor en çok zamanı kontrol
etmek, son anda ortaya konan yakınmalar ve sorular için zamanın
kalmaması konusunda sıkıntı çekmektedir. Burada tatmin edici bir
sonuç alınabilmesi, etkin bir danışmanlığın yapılabilmesiyle
gerçekleşecektir. Ayrıca son bir defa daha özetleme yapılması, plan
yürümediği takdirde yapılacak işlerin planlanması ve son kontroller
bu bölümde yapılması gereken işlerdir.
Dikkatli bir dinleme, doktorun konuşmaya geç başlaması, açık uçlu
soruların sorulması, hastanın soru sormasına olanak tanınması,
görüşmenin hasta odaklı olması, sözsüz iletişime dikkat edilmesi,
hastanın anlayıp anlamadığının kontrol edilmesi, anlamayı
kolaylaştırma, sadece fiziksel değil psikososyal sorunların da
belirlenmesi, tedavi seçeneklerinin belirlenip hastanın da planların
içine katılması iletişim sorunlarını en aza indirgeyecek ve başarılı
bir hasta-hekim görüşmesi için yararlı olacaktır.
Görüşmedeki Tuzaklar
Hekimin iyi bir hasta görüşmesi yapma ve tıbbi öykü alma başarısı,
görüşme tuzaklarına düşmeme yeteneği ile ilişkilidir.
Deneyimli-deneyimsiz tüm hekimler meslek hayatları boyunca bu
tuzaklar ile karşılaşabilirler. Tuzakların farkında olmak ve görüşme
sırasında önerilen teknikleri kullanmak, başarılı bir hasta-hekim
ilişkisinin kurulmasında yardımcı olacaktır.
Direkt Sorular
Direkt sorulardan oluşan bir görüşme, sıkça düşülen tuzaklardan
birisidir. Hekimin soruyu planlamak ve sormak için harcadığı zamana
karşın elde ettiği bilgi çok kısıtlı olur. Hastanın esas anlatmak
istediği detaylı ve doğru bilgiye ulaşmak için uygun bir soru
tekniği değildir.
Neden?
Soruları
Bir diğer tuzak, neden sözcüğü ile başlayan sorulardır.Neden
ilaçlarınızı almadınız? Neden doğum kontrol yöntemi kullanmadınız?
Neden spor yapmayı bıraktınız? gibi sorular, hastanın kendini
suçlu hissetmesine ve savunmacı davranış sergilemesine neden olurlar.
Bu soruları daha uygun bir tarzda şöyle sorabiliriz: İlaçlarınız
hakkında neler söylemek istersiniz?, Doğum kontrol yöntemleri
hakkında ne düşünüyorsunuz?, Biraz da sporu bırakmanız hakkında
konuşabilir miyiz?
İma Eden Sorular
Bu tür sorular, kendi içlerinde cevabı da içerirler. Örneğin,
Sorunlarınızı anlatırken hızlı nefes alıp veriyordunuz. Biraz
sinirli miydiniz? gibi bir soru, hastaya çok fazla cevap seçeneği
bırakmaz ve sıklıkla yanlış bilgi verir.
Evet
veya Hayır Şeklinde Cevaplanacak Sorular
Soru evet ile yanıtlanmışsa, bunun tam olarak ne anlama geldiği
açık değildir. Bu yanıt, gerçeği ifade ediyor olabilir. Ancak,
hastanın bu konuyu tartışmaktan kaçındığı ya da hekimin bu cevabı
beklediğini düşündüğü anlamına da gelebilir. Soru hayır ile
yanıtlanmışsa, bunun da tam olarak ne anlama geldiği açık değildir.
Aynı şekilde yanıt, gerçeği ifade ediyor olabileceği gibi, hastanın
konuyu tartışmaktan kaçındığı ya da hekimine olması gereken yanıtı
verdiği anlamına da gelebilir. Bu nedenle evet-hayır yanıtlı
sorulardan kaçınmak görüşmenin etkinliği açısından önemlidir.
Haber
Vermeden Konu Değiştirmek
Hekim görüşülen konuyu değiştirmek istendiğinde, Şimdi de . . .
konusuna gelelim, gibi bağlayıcı bir cümle ile, hastanın konuşma
akışına uyumunu sağlar. Aksi halde hasta hekimin kararsız olduğunu
düşünerek ona olan güvenini yitirebilir.
Göz Temasında
Bulunmamak
Hekim bazen, not alırken, bilgisayar kullanırken veya evrakları
incelerken hasta ile göz temasını ihmal edebilmektedir. Bu durumda,
hastanın önemli bilgiler taşıyan mimik ve jestleri gözden
kaçabildiği gibi, hasta, hekimin kendisinden daha çok önündeki evrak
ve notlarla ilgilendiği düşüncesine de kapılabilir.
Hastaya Geri
Bildirim Yapılmaması
Hastaya geri bildirim yapılmaması, hasta-hekim ilişkisini bozan
engellerden birisidir. Bununla beraber hekimin farkında olmadan
yaptığı mimik ve jest geri bildirimleri de hastanın hekim ile olan
ilişkisini olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilir.
Sorunlu Hastalar
Görüşmede hekimin başarısı, farklı hasta gruplarına farklı görüşme
tekniklerini uygulama becerisi ile doğrudan ilişkilidir.
Üzgün-kızgın, çok konuşan-sessiz, korkmuş-sakin hasta gruplarında
aynı yöntemle sonuca ulaşmak mümkün değildir. Görüşme teknikleri ile
ilgili çalışmaların bir kısmında sorunlu hastalar irdelenmiştir. Bu
çalışmalar, sorunlu hastalarla görüşme teknikleri ile ilgili
bilgilerin yanı sıra, doktorlar hakkında da önemli verilere
ulaşılmasını sağlamıştır. Bir hekim için zor olan hasta, bir diğeri
için ideal hasta olabilmektedir.
Savunmacı Hasta
Hastalar genellikle bahsetmek istedikleri konu hakkında
konuştuklarında, olumsuz bir sonuçla karşılaşacaklarından
korktukları için, savunmacı davranış sergilerler. Örneğin, hasta
anlattıkları karşısında azarlanacağı, reddedileceği, suçlanacağı
veya alay edileceği korkusu ile kaygı duyuyor olabilir. Görüşmeyi
ilerletmek ve tanıyı engelleyen bu savunmacı tavrın üstesinden
gelmek için kullanılabilecek bir takım teknikler vardır:
Bunlardan birincisi . . . hakkında konuşursanız, sizce neler
olabilir? sorusunu yöneltmektir. Hekim, endişenin nedenini
anlayıncaya kadar hastanın konuşmasını sağlamalıdır. Çok
görülmemekle beraber, bazen hasta endişesinde haklı çıkabilir. Ama
çoğunlukla, konu tartışıldıktan sonra, hasta korkularının yersiz
olduğunu anlar ve sorunun üstesinden gelindiğinde savunmacı davranış
ortadan kalkar.
İkinci teknikte ise . . . hakkında konuşursanız en kötü ne
olabilir? sorusu yöneltilir. Bir önceki soruda olduğu gibi sonuçta
hekim ve hasta aynı görüşte birleşir veya çoğunlukla hasta herhangi
bir felaketin oluşmayacağının farkına varır.
Üçüncü teknik, özellikle hastanın fazla ciddi olmadığı veya
gerçekten bahsedilen konu hakkında konuşmak istemediğini ifade
ettiğinde kullanılır. Bu durumda hekim, konuyu tartışmaktan vazgeçip
başka bir konuya geçişi sağlamalıdır. Hastanın saklamaya çalıştığı
konu gerçekten onun için önemli ise hasta görüşmenin sonunda ya da
daha sonraki görüşmelerde o konuyu kendiliğinden anlatacaktır.
Dördüncü teknikte ise, hastanın savunmacı davranışı hakkında yorum
yapılır. Hekimin Bu konuyu tartışmaya pek istekli değilsiniz
cümlesinin ardından kısa bir süre sessizlik olması söz konusu durum
için verilebilecek bir örnektir. Hastanın bu soruya yanıt vermemesi
durumunda, bu kez hekim, hastaya Bu konuyu benimle daha rahat
konuşabilmenizi sağlamak için yapabileceğim bir şey var mı? ya da
Konuşmaya devam etmeden önce, sormak istediğiniz herhangi bir soru
var mı? ya da Bu konu hakkında konuşmanızla ilgili endişelerinizi
anlatmak ister misiniz? sorularından birini yöneltebilir. Son
olarak hekim Bu konuyu benimle tartışmama nedeniniz bana tam olarak
güvenmemeniz olabilir mi? ya da Bu konuyu konuşmamız durumunda
benim size karşı olan tepkim veya duygularımla ilgili endişeleriniz
mi var? gibi sorular sorabilir.
Hekim bu soruları sorduktan sonra alacağı yanıtları, hasta ile
dürüst, açık, objektif bir şekilde tartışmaya hazır olmalıdır. Hasta,
düşüncelerinde yarattığı hekiminsana karşı tepki vermektedir (transferans)
ve hekimden bazı beklentileri olabilir. Bu beklentilerin doğru olup
olmadığı konuşmaya devam etmeden önce değerlendirilmelidir. Bu
evrede, hasta ile hekim arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
gerekmektedir. Oturumun kasete alınması ve daha sonra birlikte
çalışılan kıdemli ya da eş kıdemli meslektaşlar ile
değerlendirilmesi ve hasta-hekim ilişkisinin daha objektif
değerlendirilmesi uygun olabilir. Savunmacı davranış sergileyen
hastalarla çalışırken, gerçek bir problemden öte çoğunlukla bir
transferans problemi söz konusudur.
Korkak Hasta
Bir kişi, korku dolu düşüncelerle ve hızlı nefes alıp vererek
kendini anksiyeteye sokabilir. Bunun tam tersi yapılarak - sakin
nefes alıp verme ve korku verici düşünceleri uzaklaştırma
anksiyete kontrol edebilir.
Karar verilmesi gereken, hastanın korkularının, gerçek bir tehditten
kaynaklanan gerçek korku mu yoksa hayali bir tehditten
kaynaklanan nörotik korku mu olduğudur. Gerçek bir tehditle
ilişkili korku, sağlıklı korku olarak tanımlanır. Gevşeme teknikleri,
hastanın dikkatini başka bir konuya yönlendirmek ve özenli bir
destek bu tip hastaları rahatlatmakta oldukça faydalıdır. Hastaları
gerçek korkuları ile yüzleştirmek ve ondan kurtulmasına yardımcı
olmak önemlidir.
Hayali bir tehditten kaynaklanan nörotik korkunun üstesinden
gelebilmek için, tehdidin irdelenmesi ve tehdit konusu olgunun
gerçekleşme olasılığının yanı sıra, oluştuğu durumlarda nelerin
olabileceği de tartışılmalıdır. Katastrofik korkunun tanımı,
gerçekçiliği ve ortaya çıkma olasılığı tartışılmalıdır.
Gerçekleşmesi durumunda ne olur? sorusu yardımcı olabilir. Bu
süreç, hayali tehdit ya da korkunun gerçekle ilgisi olmadığını
bireyin algılamasını sağlar.
Kızgın Hasta
Kızgın bir hasta ile ilgilenilirken göz önünde bulundurulması
gereken konular:
-
Hasta neden ve ne
kadar öfkelidir?
-
Hekim hastanın
öfkesini anlayabiliyor ve öfkelenmesine izin verebiliyor mu?
-
Hastanın öfkesi
sağlık sorununu etkiliyor mu?
-
Hasta öfkesini nasıl
değerlendiriyor?
-
Öfke hastanın hayal
kırıklığına uğramasından mı yoksa üzüntüsünden mi kaynaklanıyor?
Normal sağlıklı bir insanda öfke hayal kırıklığından kaynaklanır.
Sosyal hayatta hayal kırıklığı karşısındaki saldırgan davranışın
yerini öfke alır. Öfkenin düşmanca davranışa dönüşmesi durumunda ise,
uyum bozulmuş ve yapıcılığın yerini yıkıcılık almıştır.
Hekimlerin öfkeli bir hastayı tanıma ve hoş görebilme yetenekleri
birbirlerinden çok farklıdır. Hekimlerin bir kısmı öfkeli bir
hastanın tavırlarından rahatsız olmazken, bir diğeri korkup
çekinebilir veya hastanın öfkesini görmezden gelebilir. Bu
koşullarda önemli olan, hekimin kızgın bir hasta ile nasıl rahat
çalışabileceğidir. Hekimin öfkeli bir hasta ile beraber çalışma
kurallarını öğrenmek isteyip istemediği önemlidir. Hekimlerin bir
kısmı hastanın onlara zararı dokunmayacağı kesinse, bunu
istediklerini ifade etmişlerdir.
Birey, herhangi bir anda kızgın olup olmayacağını kendisi kontrol
edebilir. Öfkelenmemeye karar vermiş birisini kızdırmak gerçekten
zordur. Sinirlenmesine neden olabilecek olayları görmezden gelir ya
da önemsiz olarak yorumlar. Ayrıca, dikkatini diğer insanların
sinirlendirici davranışlarda bulunmalarının nedenleri üzerinde de
yoğunlaştırabilir. Birey bu tekniklerden herhangi biri ile,
karşısındakinin düşmanca davranışları karşısında öfkesini etkin bir
şekilde kontrol etmeyi başarabilir.
Öfkeyi bireyin kontrol edebileceği bir duygu olarak anlayabilmek,
onu yönetme yolları hakkında da fikir verir. Değerlendirilmesi
gereken bir diğer konu ise hastanın öfkeyi, diğer bireylerle olan
ilişkisinde nasıl kullandığıdır. Öfke sıklıkla tehdit unsuru olarak
kullanılır (eğer . . . yaparsan, çok sinirlenirim ve sinirlendiğimde
de kendine dikkat etsen iyi olur). Öfke aynı zamanda çoğu kez
başkalarının davranışlarını kontrol etme amacı ile de kullanılır. Bu
nedenle öfkeli bir bireyin tedavisinde, hekimin bireye öfkeyi
bildiğini ama çok da etkilenmediğini Çok sinirli görünüyorsunuz,
eğer böyle olmak istiyorsanız benim için bir sorun yok gibi
cümlelerle hastaya hissettirmesi önemlidir. Bu sözlerin etkili
olduğu durumlarda hekim konuşmaya öfkesinin anlamsız olduğunu
belirterek devam edebilir.
Hekim bu cümlelerle hastasına öfkesinin farkında
olduğunu, olayları anladığını ancak kendisinin bu duruma alet
olmayacağını anlatmış olur. Ek olarak hastaya öfkelenmesinin
nedenlerini anlatmak isterse yardımcı olabileceğini ya da başka bir
hekim önerebileceğini ifade etmelidir.
Yüz Yüze Görüşmeye Alternatif Yöntemler
Anket
Hasta tarafından doldurulan anket, yüz yüze görüşmeden 2 ana konuda
farklılık gösterir. Bunlardan birincisi ankette insanla insanın
etkileşimi söz konusu değildir. Bu yöntemde iletişimi anlamlı kılan
vücut dili kullanılamamaktadır. İkincisi ise, anket ile hastanın
cevaplarındaki anlamın net olarak algılanması her zaman mümkün
olmayabilir. Hekimin bu koşullarda elde ettiği bilgi ile hastaları
değerlendirmesi sağlıklı olmayabilir. Örneğin, anket formunda
hastanın 5 kez kürtaj olduğuna ait bir bilginin değerlendirilmesi,
yüz yüze görüşmede anlaşılabilecek özel koşulların sorgulanmamış
olması nedeniyle, sınırlı bilgi verecektir. Öte yandan hazırlanmış
anket formaları ile hasta ile hekimin etkileşimini gerektirmeyen
konularda bilgi edinilebilir. Hastanın tedavisinde, hekim ile
hastanın iletişimi önemli olduğundan, bu türlü yüz yüze görüşmeler
tedavinin vazgeçilmez bir parçasıdır.
Bilgisayar Ortamında Tıbbi Bilgi Almak
Bu tür iletişim yöntemlerinde hasta ve hekimin ortak dili kullanıyor
olması zorunludur. Hasta ve hekimin soru ya da yanıtları farklı
anlaması problemlere neden olabilir. Bu yöntemin kullanımı ile
hastaların ancak %68inin şikayetlerini ifade edebildikleri tespit
edilmiş, bunların da önemli bir kısmının bazı fiziksel sorunlarını
anlatamadığı belirlenmiştir. İletişimin sözel ve sözel olmayan
mesajlar ile gerçekleştiği bilinmektedir. Sözlerin anlamı vücut
dilinin kullanımı ile vurgulanabilmektedir. Öte yandan
bilgisayarların kullanımında bu anlamları yakalayabilme şansı yoktur.
Bilgisayar ile yöneltilen soruların zorunlu olarak direkt sorular
şeklinde hazırlanması iletişimi kısıtlamaktadır.
Bilgisayar, yukarıda belirtilen sorunlar nedeniyle tıbbi öyküye ait
verilerin toplanmasında yardımcı bir araç olarak kullanılabilir.
İletişim Hakkında Hekimlere Öneriler
Hekimler hastalarına yaptıkları açıklamaları, genellikle onların
sosyokültürel düzeyleri ve anlama kapasiteleri hakkındaki tahminleri
ile sınırlandırırlar. Bilgilendirme sürecinde, tüm hastaların,
hastalıkları hakkında mümkün olan en fazla bilgiyi öğrenmek
istedikleri gerçeğini unutmamak gerekmektedir.
Tıbbi öykü almak kimi zaman, alışılmış soru-yanıt biçimiyle sınırlı
hasta görüşmesi şeklinde olup, hekime yetersiz ve bazen de yanlış
fikirler vermektedir. Görüşmedeki tuzakların anlatıldığı bölümdeki
bilgilerin ışığında soru tekniklerinin geliştirilmesi, bu sorunu
ortadan kaldırabilir.
Hasta ile sonuçları paylaşırken tek taraflı düşünmeden, hastanın
duygu ve düşüncelerini de göz önünde bulundurmak gerekmektedir.
Etkili bir görüşme için, hastanın kaygılarını ve bizimkileri
birleştirerek bir sentez yapmak, hastanın tedaviye uyumunu
arttıracaktır.
Özetlenecek olursa;
Hastanın size gelme nedenlerini uygun bir şekilde
öğrenin. Bunun için yapmanız gerekenler;
Hastayı size getiren semptomları açığa çıkartın
Sosyal ve mesleki durumu hakkında gerekli bilgileri alın
Hastanın sağlık anlayışını öğrenin.
Diğer problemleri öğrenin.
Klinik problemleri tanımlayın.
Kritik semptomlar ve tıbbi geçmiş hakkında ayrıntılı, ek bilgiler
alın.
Hastayı uygun bir şekilde muayene edin.
Sorunları giderecek tedavi planları yapın.
Hastanın problemini tanımlayın.
Problemin ciddiyetini belirleyin.
Hasta ile birlikte karar alın.
Hastayı tedavi planını belirleme sürecine dahil edin.
Problemleri hastaya açıklayın.
Açıklamalarınızın hastanın ihtiyaçlarına uygun olmasına dikkat edin.
Hastanın açıklamaları anladığından ve kabul ettiğinden emin olun.
Sorunlar hakkında paylaşılmış anlayışa ulaşmaya çalışın.
Görüşmeyi etkili bir biçimde kullanın.
Kaynakları etkili kullanın.
Hastayla etkili bir ilişki kurun.
Uygun zamanlarda sağlık tavsiyelerinde bulunun.
Kaynaklar
1.
Robert E. Rakel, MD. Textbook of Family Practice 5th
Edition W.B.Saunder Company.
2.
Peter Tate Doktorun İletişim El Kitabı 1998 Beyaz
Yayınları.
3.
Koptagel-İnal G. Hekim-hasta ilişkisinde izlenim. Tıpsal
Psikoloji içinde. 3. Baskı, Güneş Yayınevi. Ankara, 1991, 196-7.
4.
Maguire P, Pitceathly C. Key communication skills and how to
acquire them. BMJ 2002; 325: 697-700.
5.
Rathe R. Opening the interview/setting the agenda.
www.medinfo.ufl.edu/year1/bcs/interv/opening.html (Erişim tarihi:
20.12.2003).
6.
Kurtz S, Silverman J, Draper J. Teori, araştırma verileri ve
pekiştirici öğrenimi devreye sokmak için pratik öneriler. Tıpta
İletişim Teknikleri içinde. Beyaz Yayınları, İstanbul, 1998,
200-18.
7.
Murtagh J. Communication skills. In General Practice. Second
edition, McGraw-Hill Book Company. Roseville, Australia. 25-33.