HASTA EĞİTİMİ
U.Güney Özer Ergün,
Serap Çifçili
Tanım:
Birey, aile ve topluma sağlıklı yaşam alışkanlıklarının
kazandırılmasında, sağlığın korunma, sürdürme ve geliştirilmesinde
eğitim önemli bir yer tutar. Hasta eğitimi; bireyin sağlığını ve
hastalığını en üst düzeyde yönetmesini sağlayan eğitimdir. Hastanın
hastalığına uyumu ve kendi kendine bakımını sağlamak için etkili bir
eğitim programı planlanması ve uygulanması sağlık hizmetinin
bütünleyici bir parçasıdır.
Hasta eğitimi terimi ilk kez 1950lerde kullanılmaya
başlanmıştır. Sağlık çalışanları ile hasta arasındaki ilişki
sırasında yer alan bir öğretme ve öğrenme sürecidir. Bunun aksine,
sağlık eğitimi ise sağlıkçı-hasta ilişkisi dışında gerçekleşen bir
öğretme ve öğrenme sürecidir. Okullarda bulunan sağlık ya da insan
biyolojisi dersleri sağlık eğitimi açısından verilebilecek
örneklerdir. Eğitimin başlıca hedefi hastalık ve sakatlıkların
önlenmesi için daha sağlıklı yaşam tarzına ait davranışların
benimsenmesini sağlamak olduğunda bu durum sağlığın geliştirilmesi
olarak adlandırılır. Sağlığın geliştirilmesi bu nedenle hasta
eğitimi, sağlık eğitimi ve hastalıkların önlenmesinin bir alt
grubunu oluşturmaktadır.
Hasta eğitimi; uyum ve memnuniyetin arttırılması, sağlık
harcamalarının azaltılması, morbidite ve mortalitenin azaltılması,
yaşam kalitesinin yükseltilmesi, hastalara yetki verilmesi ya da
hastaların otonomilerinin arttırılması için bir yol olarak
önerilmektedir.
Gereksinim:
Toplumun sağlıkla ilgili her konuda daha iyi bilgilenmeyi
arzu ettiği açıktır.
Hasta hakları;. bireyin, kendi sağlığını koruyup
geliştirmesi konusunda bilinçlendirilmesi ve kendi sağlığı ile
ilgili anlayabileceği şekilde eksiksiz bilgi alma hakkı
doğrultusunda hasta eğitimi hekimin temel görevleri arasındadır.
Aydınlatılmış onam ilkesi, hastanın
bilgisinin bulunmadığı yan etki ve komplikasyonların oluşması
halinde hekimin sorumlu tutulmasını gerektirmektedir.
Hasta uyumu; Hastaların %50sinden daha azının
kendilerine önerilen tedaviye uyduğu bilinmektedir. Bu durum
özellikle kronik hastalıklarda 80li yıllarda tanı ve tedavide
kazanılan ilerlemeye rağmen sağlık sonuçlarında yeterli iyileşmenin
sağlanamamasına yol açmaktadır. Sağlık çalışanlarının önerilerine ve
reçete edilen ilaçlara uyumun eğitim yoluyla arttırılacağı özellikle
son yıllarda yapılan pek çok klinik çalışma ile gösterilmiştir.
Hasta memnuniyeti: Sağlık
eğitiminin hasta memnuniyetini arttırdığı, ayrıca, gereksiz
vizitleri ve telefon görüşmelerini azalttığı kanıtlanmıştır. Eğitim
sonucunda artmış olan hasta memnuniyeti, daha gerçekçi beklentilerle
birlikte hatalı tıbbi uygulamaların önlenmesine büyük ölçüde katkıda
bulunabilir.
Eğitim fırsatları:
Hasta eğitimi; sağlık hizmetinden ayrı tutulmamalıdır,
aksine hasta ile görüşme sürecinde yer almalıdır. Hastanın öyküsü
alınırken hastanın sağlık davranışları, beklenti ve inançları, bilgi
ve becerileri belirlenebilir. Muayene sırasında; bu muayenenin amacı
ve saptanan bulguların ne anlama geldiği öğretilebilir. Tanının
tartışılması sırasında; anlamı açıklanır ve uygun bir terminoloji
ile karar verme süreci paylaşılabilir. Tedavinin planlanması
aşamasında; tedavi alternatifleri sıralanıp hastanın her birinin
etki ve olası yan etkilerini anlaması ve uygulama zorlukları
açısından da değerlendirip tedavi kararını paylaşması sağlanabilir
(1)
Sağlık eğitimi, okulların müfredatında düzenli olarak
bulunan bir bölümü oluşturur, çeşitli topluluklarda iş yerlerinin
programlarında bulunabilir ve medyada rutin olarak yayınlanır.
Hekimler bu tür eğitimlere katılarak sağlıkla ilgili mesajlarını
geniş dinleyici kitlesine ulaştırma olanağı bulabilir. Diğer
olasılıklar arasında; toplum kuruluşlarında sağlıkla ilgili
konuşmalar yapmak, iş kazalarından kaçınmak için işveren ve
çalışanlara önerilerde bulunmak, yerel radyo ve televizyon
programlarında güncel sağlık konuları hakkında konuşmak sayılabilir.
Aile hekimlerinin çoğu eğitim uygulamaları için yeterli
zaman bulamayacağını düşünür. Zaman kısıtlılığı için olası
çözümlerden birkaçı aşağıda sıralanmıştır;
a) Sigaranın bıraktırılması, perinatal bakım ve sağlıklı
beslenme gibi belli başlı ana başlıklar için kalabalık gruplarda
toplu eğitimler planlanabilir.
b) Kronik hastalıklar için hasta grupları
oluşturulabilir. Hasta grupları hem hastaların kendilerini yalnız
hissetmelerini engeller, hem de birbirleriyle deneyimlerini
paylaşabilirler.
c) Hemşireleri ve yardımcı sağlık personelini de takım
içine katarak, hasta eğitimi tüm uygulamaya yaygınlaştırılabilir.
Hasta Eğitiminin Temel Prensipleri:
Hasta eğitimi temel olarak hasta merkezli yaklaşım ilkesine
dayanır. Hasta merkezli yaklaşım hastanın inançlarını, kültürel
özelliklerini, beklentilerini, umutlarını, hastalığının kaynağına
dair düşüncelerini de sağlık hizmetinin kapsamına katar (3, 4). Hem
çocuk hem erişkin eğitimi ile ilgili araştırmalar bizlere etkin
eğitim ile ilgili pek çok bilgi sunmaktadır.
Hasta Eğitimi ve Danışmanlığı Hakkındaki Öneriler
·
Eğitim her hastanın kendi koşulları öngörülerek
hastanın anlayabileceği şekilde uyarlanmalıdır.
·
Amaçlar, beklenen etkiler ve bu etkilerin ne zaman
bekleneceği hakkında hastalar kapsamlı olarak bilgilendirilmelidir
·
Büyük değişikliklerdense daha ufak değişiklikler
önerilmeli ve basamaklandırılmalıdır.
·
Davranış değişikliklerini önerirken spesifik hedefler
belirlemeli ve bu hedefler hasta ile birlikte seçilmelidir.
·
Yeni davranışları önerirken özgün olunmalıdır.
·
Yeni davranışları eklemenin, yerleşmiş olanları
kaldırmaktan daha kolay olduğu bilinmelidir.
·
Uygun olduğunda yeni davranışlar yerleşmiş olanlarla
birleştirilmelidir.
·
Hastadan açık şekilde vaat alınmalıdır.
·
Farklı stratejiler kullanılmalıdır.
·
Uygulama yerinde diğer çalışanların da katılımı
sağlanmalıdır.
·
Toplum örgütleri, gönüllü sağlık kuruluşları, kaynak
materyaller ve hatta diğer hastalardan yararlanılmalıdır.
·
Sürekli takip etme yoluyla gelişim gözlenmelidir.
·
Hastanın, hastalığının yönetimini üstlenmesini
hedeflemelidir.
Hasta Eğitiminin Standartları
JCAHO (Joint Commision on Accredition of Healthcare
Organization) standartları ile hasta eğitiminin standartları şu
şekilde belirlenmiştir.
·
Hasta ve ailesine iyileşmesini ve fonksiyonlarının
düzelmesini sağlamak için gerekli bilgi ve beceriyi sağlayacak bir
eğitim planının oluşturulması,
·
Hastanın karar verme sürecine katılımının sağlanması
ve eğitim sürecine ailenin de dahil edilmesi,
·
Tanılama ile başlayan ve belirlenmiş bilgi
gereksinimlerine yönelik ve tercihlerine uygun bir eğitim
programının vurgulanması,
·
Hastaların güvenli ve etkili ilaç kullanımı ile ilgili
eğitilmesi,
·
Hastaların kullandıkları araç-gereç ve desteklerin
güvenli ve etkili kullanımı ile ilgili eğitilmesi,
·
Hastalara besin ilaç etkileşimleri, hastalığa uygun
diyet önerilerinin açıklanması,
·
Hastalara sağlık kontrolleri ve ulaşabilecekleri
toplumsal kaynaklar hakkında bilgi verilmesi esas alınmıştır.
Sağlık Davranış Biçiminin Değerlendirilmesi İçin Model
Hasta eğitiminin amacı; sağlıklı yaşam tarzının
benimsenmesi, hastalık ve sakatlıkların önlenmesi için hastayı
davranış değişiklikleri konusunda cesaretlendirmek, desteklemek ve
tedavi uyumunu arttırmaktır. Bu bakımdan basitçe bilgilendirmekten
çok davranış değişikliği yaratmayı hedefler.
Davranış değişim sürecini anlamada en yararlı yollardan biri
Transteorik modeldir (Prochaska ve Velicer, 1997). Bu model,
değişim için 6 aşamanın gerektiğini öne sürer:
Düşünme öncesi, Düşünme, Hazırlanma, Eylem, İdame ve
Sonlandırma.
Düşünme öncesi, düşünme ve hazırlanma aşamaları; değişim
için olan motivasyon ve hazırlılık aşamaları olarak düşünülmektedir.
Risk altında bulunan toplumlarda, bireylerin yaklaşık %40ı düşünme
öncesindekiler, %40ı düşünenler ve %20si hazırlananlar
şeklindedir. Hasta görüşmeleri bu aşamalara uygun yapıldığı ve her
aşamaya uygun, güçlendirici yöntemler kullanıldığı taktirde süreç
içinde ve sonuçlarda gelişmeler kaydedildiği yapılan araştırmalar
tarafından gösterilmiştir. Model doğrusal bir şekilde tanımlanmakla
birlikte, hastaların aşamalar arasında doğal olarak ileri ve geri
hareket ettiklerini deneyimler göstermektedir.
Sağlık Davranışının Değişimindeki 6 Aşama :
1. Düşünme öncesi:
Yakın bir gelecekte (genellikle sonraki 6 ay içinde) herhangi bir
davranışta bulunmayı hedeflemez.
2. Düşünme: Sonraki 6
ay içinde değişimi hedefler; değişimle birlikte gelen olumluluk ve
olumsuzlukların farkındadır.
3. Hazırlanma:
Kısa bir süre içinde (genellikle sonraki 6 ay içinde)
harekete geçmeyi hedefler; bir planı bulunmaktadır.
4. Eylem: Son 6 ay
içinde davranışında belirgin, özgün değişiklikler yapmıştır.
5. İdame:
Tekrarın önlenmesine çalışılır, kendine güven artar; bu dönem
6 aydan 5 yıla kadar sürebilir
6. Sonlandırma: Tekrar
olma ihtimali sıfırdır ve yeni bir davranışın sürdürülebilmesine
olan inanç %100dür.
Kısıtlı zaman ve kaynakları akılcı kullanmak açısından hasta
eğitiminde büyük oranda hastaların hazırlanması aşamasına odaklanmak
mantıklı olur. Bu tip hastalara uygun bilgi ya da ipuçlarını vererek
yararlı bir değişim yaratmak genellikle kolaydır. Basit davranışlar
için (örneğin, egzersizden önce vücudu germe gibi), sadece basit
öneriler veya eğitici broşürlerin verilmesi yeterli olabilir. Daha
karmaşık davranışlar için (örneğin, diyetle ilgili değişiklikler
gibi); diğer bir sağlık uzmanından yardım almak gerekebilir.
Modelin içinde saklı olan önemli anlamlardan biri; düşünme
öncesi ve düşünme aşamasında olan hastalarda eylem için
cesaretlendirmenin boşa enerji harcama olduğudur. Bunun yerine,
hastanın hazırlanma aşamasına geçmesi amaçlanmalıdır. Düşünme
aşamasındakiler, değişimin avantaj ve dezavantajlarını düşünürken
sıklıkla çelişkide kalırlar. Bu hastaların kafasındaki
olumsuzlukların azaltılması için açık uçlu sorularla bunların neler
olduğunun anlaşılması gerekir. İnançlar,
güven, destek olan veya engel olan durumların değerlendirilmesi ve
değiştirilmesi yoluyla araya girerek zaman harcamanın gerekli olup
olmadığına karar vermelidir. Sıklıkla karar, hastanın risk düzeyi,
zaman, birbiri ile çekişen ihtiyaçlar, hekimin kendi deneyimleri ve
kendine güven düzeyi gibi faktörlere bağlıdır. Hekim, hasta motive
olduğu zaman kendisinin desteklemeye istekli ve hazır olduğu
mesajını hastaya iletmelidir. Zaman içinde hasta bundan hoşnut
oldukça, değişim aşaması düzenli olarak tekrar değerlendirilmelidir.
Kimi zaman davranış değişikliği
sonucunda sağlık kazançlarının hemen ortaya çıkmaması hastaların
motivasyonunu kırabilir. Hekimler bunun bilincinde olmalı ve
hastaları bu konuda hazırlamalıdır. Bu arada, yargılayıcı olmamak,
hastanın yaptığı ufak değişikliklerle ödüllendirilmiş hissetmek,
onları daha da cesaretlendirmek ve bazılarının hiçbir zaman
değişmeyeceğini kabul etmek en iyi stratejilerdir. Örneğin, bir
yılda sigarayı bırakanların oranı %5ten %10a çıkmışsa, kalan
%90dan ümitsiz olmak yerine, sigarayı bırakanların oranının 2
katına çıkmasından mutluluk duymalı ve %90 için kapıyı açık
tutmalıdır.
Eğitim Süreci
Eğitim dinamik bir süreçtir. Değerlendirme, planlama,
uygulama ve değerlendirmeden oluşan bir daireye benzer. Döngü ideal
olarak hekim ve hasta arasındaki işbirliği süreci şeklinde
olmalıdır, böylece her iki taraf da sonuçları ile ilgili sorumlu
olur. Hastaların bilgi düzeyi, öncelikli eğitim gereksinimleri göz
önünde bulundurulmalı, eğitim hedefleri hasta ile birlikte
saptanmalıdır. Örneğin yeni diyabet tanısı
konmuş bir kişi ile bir süredir diyabet tanısı ile izlenmekte olan
bir kişinin eğitim hedefleri kuşkusuz birbirinden farklıdır. Yeni
tanı konmuş bir diyabet hastası için hiperglisemi ve hipogliseminin
bulgu ve semptomları uygun bir eğitim hedefi iken, bir süredir
izlenmekte olan bir hastanın eğitim hedefi kan şekeri sonuçlarına
dayanarak ekstra insülin dozlarının planlanması olabilir. Bilginin
işlevsel olmasına dikkat etmek gerekir. Örneğin, bir
diyetisyen ya da hekimin gıdada bulunan yağ miktarından kalori
oranını hesaplayabilmesi gerekli olabilir ancak hastalar için
içersinde doymuş yağ oranı daha fazla olan gıdaların neler olduğunu
öğrenmek ve yemekleri hazırlarken aşırı yağdan kaçınma yolları ile
ilgili değişiklikler yapmak daha önemli ve daha gerçekçi olabilir.
Hekimlerin hasta eğitimi sırasında sıklıkla hastalık
hakkında çeşitli bilgiler vermeyi yeğledikleri yapılan
araştırmalarda saptanmıştır. Oysa hastaların bu bilgileri vizit
sonrasında kısa sürede unuttukları da bilinmektedir. Hastalık
hakkında bilgi vermekten çok, hastalara günlük hayatta karşılaşacağı
zorluklarla nasıl başa çıkabilecekleri, hastalıklarının gidişi
sırasında alevlenmeleri yada komplikasyonları nasıl fark edecekleri,
hangi durumlarda hekime başvurmaları gerektiği, hangi durumlarla
kendilerinin başa çıkabilecekleri ve nasıl başa çıkmaları gerektiği
anlatılmalıdır (1). Yukarıdaki diyabet örneğinde; evde kan şekeri
ölçümleri ile kendilerini izlemeleri, belli değerlerin üzerinde
ölçümler saptadıkları taktirde hemen hekime başvurmalarını yada
hipogliseminin belirtilerini anlatmak ve bu belirtileri fark
ettikleri anda hemen iki kesme şeker yemelerini, dolayısıyla her
zaman yanlarında iki kesme şeker taşımalarını tavsiye etmek gibi.
Bilginin saptanmasında hemen her zaman basit bir takım
soruların sorulması ve hastaları sorularını yöneltmeleri konusunda
cesaretlendirmek yararlıdır
Böylece fizyoloji ve tedavi yöntemleri hakkındaki bilgi
eksiklikleri ve yanlış anlaşılmaları saptamak olasıdır. Eğitim için
bir takvim oluşturmak üzere, bu alanlara hekim ve hasta tarafından
beraberce öncelik verilebilir. Buradaki sır, tüm bu sayılanların 15
dakikalık tek bir vizitte tamamlanması gerektiği şeklinde bir hisse
kapılmamaktır. Tıbbi görüşmeye uygun şekilde entegre edildiği
taktirde, mantıklı bir hasta eğitimi planlamada gerekli verilerin
toplanması oldukça kısa bir sürede mümkün olur. "Bugün size nasıl
yardım edebilirim? şeklindeki açık uçlu bir soru bile hastada ilgi
uyandırabilir ve ne söylemesi gerektiği konusunda düşündürebilir.
Eğitim Düzeyi Düşük Olan Hastaların / Bireylerin Eğitimi
Tıbbi kültür, hastaların önerileri okuyup anlamalarına,
bilgilendirilmelerine ve sunulan bilginin anlaşılması, sindirilmesi
ve kazanılmasına bağlıdır. Kültür düzeyi düşük erişkinler hasta
eğitim materyallerinin ana noktalarını daha zor kavrarlar, önerilere
kulak asmayabilirler veya temel yazılı tıbbi önerileri
kavrayamayabilirler. Bu durumda hastalar kendilerine verilen sağlık
bilgilendirmesinden çok az yarar sağlarlar. Hastalar okuma yazmayı
bilmedikleri ya da verilen bilgiyi anlama konusunda yetersiz
oldukları konusunda hekimi bilgilendirmeyebilirler. Bu sosyal bir
problemdir ve hastalar bunu kolaylıkla söyleyemezler. Hastaların
güçlü ve zayıf yanlarını değerlendirmede en iyi yol; gözleyerek,
ipuçlarına uyanık olarak, direkt sorularla hassas ve zamanında
davranmak gibi metotlarla eğitim düzeyini değerlendirmektir.
Eğitim düzeyi düşük olan
hastalar, problem saptanabildiği ve hekim yeterli zaman ayırdığı
taktirde bu bilgiyi kavrayabilirler. Bazı durumlarda, görsel
sunumlar hastaların verilen bilgiyi kavramasına ve hatırlamasına
yardımcı olur. Görsel materyal hazırlanırken gerçek yaşama uyumuna
dikkat etmek gerekir. Sade ve gerçek hayata uygun çizgilerle
hazırlanmalı olabildiğince az yazı içermelidir. Bazen de bir çok
vizitte azar azar bilgi verilmesi, hastaların bilgiyi sindirebilmesi
açısından en etkin yoldur. Hastaya verilen yazılı materyaller, fazla
açıklamalardan ziyade temel açıklamaları içermelidir.
Eğitim düzeyi problemi, kelime
bilgisi ile ilişkili olduğunda, hekim hastaya onun anlayacağı dilde
açıklamalar yapmalıdır. Hastanın bildiği kelimeleri seçmek ve
hastaya tanıdık gelecek temalarla örnekler vermek hastanın
kavramları anlaması ve hatırlamasına yardımcı olacaktır.
Hastanın ana dili hekimin kullandığı dilden farklı ise,
her iki dili bilen bir üçüncü kişi hastanın sunulan materyali
anlayıp anlamadığını değerlendirebilir.
Sağlık Personelinin Katılımı
Yapılan çalışmalar; ortamda bulunan tüm sağlık
çalışanlarının hasta eğitimine katılmasının toplam etkiyi çok daha
güçlendirdiği ve hekime zaman kazandırdığını göstermektedir. Bekleme
odası çalışanları, hastalara bekledikleri süre içersinde çeşitli
basılı materyalleri ya da uygun diğer formları önerebilir veya hekim
tarafından yazılmış olan basılı materyallerin verilmesini
sağlayabilir. Belli başlı konuları ele almak üzere akşamları küçük
gruplar şeklinde sınıflar oluşturulabilir. Daha büyük çaplı
uygulamalarda, ilgili personel ile; uygulamadaki öncelikli alanları
belirleyen, basılı materyali ve diğer kaynakları değerlendiren ya da
geliştiren, hasta eğitimindeki kaliteyi yükseltmek için kalite
geliştirme sürecini kullanan bir hasta eğitim komitesi
oluşturulabilir. Diyetisyen, fizyoterapist gibi diğer sağlık
çalışanları da eğitim sürecine katılımlı ve bu sürecin
koordinasyonunu hekim üstlenmelidir.
Ailenin Katılımı
Hastanın doğal çevresinin hasta eğitimi sürecine katılması
çok önemlidir. Eğitimdeki hedeflerin başarılmasında ailelerin
destekleyici veya engelleyici olabilirler. Örneğin, sigara içen bir
kişi sigarayı bırakmaya çalıştığında, eşinin sigara içip içmemesinin
önemli bir faktör olacağı aşikardır. Başka bir örnekte, bir hasta
kolesterolünü düşürmek için diyetini değiştirmeyi öğrenmesi
gerekiyorsa ve evde yemek hazırlama işini eşi yapmakta ise, bu olaya
mutlaka eşi de katılmalıdır. Basit sorular yöneltilerek yararlı
bilgiler edinilebilir.
Hastaya şu sorular sorulabilir: Probleminiz (bulgularınız)
hakkında kim(ler)le konuştunuz? Bu kişiler ne dediler? Size sorunun
ne olduğu söylendi? Genellikle yardım istediğiniz kişi kim(ler)dir?
Aile bireylerine şu sorular sorulabilir: Bu probleme (bulgulara)
neyin sebep olduğunu düşünüyorsunuz? En çok endişe duyduğunuz şeyler
neler? Yardım için neler yapılabilir? (Falvo ve Bosshart, 1990).
Bazı durumlarda, eğitim yaklaşımını etkin bir şekilde uyarlamak için
gerekli olan tek şey ailedeki sorunlar ve endişelerin basitçe
anlaşılması olabilir.
Sözlü Anlatım
Hasta eğitiminde en sık kullanılan yol, rutin hasta-hekim
görüşmeleri kapsamında hastalarla konuşma şeklindedir. Bu etkileşim,
daha sonra düzenlenecek eğitimlere (basılı materyaller, video
materyalleri, sınıflar veya diğer eğitim şekilleri) bir temel teşkil
eder. Bilgi uygun ve kapsamlı bir şekilde verilmeli, hem hasta hem
de hekim tarafından paylaşılan, gerçekçi beklentileri ve doğru
amaçları içermelidir.
Etkin bir iletişim öncesinde ilk gerekli olan, onaylama
değilse bile kabul etme şeklinde bir atmosferin yaratılmasıdır.
Hekim hastanın deneyimleri, inançları ve davranışlarını sorgularken
yargısız bir tutum takınmalı, hasta ile aynı fikirde olmasa bile
hastanın bakış açısını anladığını göstermelidir. Bu atmosferin
yaratılması ortak hedeflere ulaşma doğrultusunda hasta ile bir ekip
oluşturma sürecinde kritik bir aşamadır. Bu işbirliği ortamı
sağlanamadığında, hastalar düşünce yada duygularını paylaşma
açısından isteksiz olacaklardır.
Tıbbi dil kullanımından kaçınılmalıdır. Genellikle hekimler
konuşmalarının ne kadar teknik olduğunun ve hastaların anlama
düzeyinin dışında kaldığının farkında değillerdir. Yetişkinlerin
tıbbi terimleri fonksiyonel olarak anlamaları son derece zayıftır.
Verilen bilgiler doğrultusunda eş anlamlılarını da belirtmek, bu
tıbbi dili çözebilmeleri için hastalara yardım edecek bir
yaklaşımdır. Örneğin; Koroner arterlerin ya da kalp kasının
kendisine kan taşımakta olan kan damarlarının birinde
atherosklerotik bir lezyon ya da bir tıkanma mevcut.
Sözlü iletişimde özgüllük (spesifite) ve açıklık eşit
derecede önemli olan prensiplerdir. Şu şekilde bir dili kullanmaktan
kaçınılmalıdır: Yediğin yağ miktarını azalt veya Artık yağ
yememelisin demek hiçbir anlam taşımayabilir. Tek tek ne yemesi, ne
kadar yemesi, ne sıklıkta yemesi gerektiği anlatılmalıdır.
Hastaların anlatılanları kavrayıp
kavramadıklarını kontrol etmek eğitimin tamamlayıcı parçası olarak
görülmelidir. En azından, hastalar soru sormak için
cesaretlendirilmelidir. Çok daha iyi bir strateji ise, verilmiş olan
bilgileri anladıklarını özetlemelerinin istenmesidir. Sorular
herhangi bir yanlış anlamayı suçlar şekilde kabul edilmeyecek bir
tarzda sorulmalıdır: Size vermiş olduğum bilgiler doğrultusunda
bana ne yapmanız gerektiğini kendi kelimelerinizle anlatabilir
misiniz? (Falvo, 1994)
Basılı Materyaller
Sözlü anlatımdan sonra en sık kullanılan hasta eğitim aracı
basılı materyallerdir. Ne yazık ki, bunlar sıklıkla tek başına veya
öncesinde etkin bir sözlü anlatım yapılmaksızın kullanılırlar.
Yapılan çalışmalar sonucunda, bu şekilde kullanıldıklarında çok da
etkili olmadıkları gösterilmiştir (Simons-Morton ve ark. 1992).
Bunun aksine, diğer eğitim tipleri ile birlikte kullanıldıklarında
basılı materyaller hastalar tarafından istenmekte ve sonuçları daha
iyiye götürmekte olduğu çalışmalarda gösterilmektedir.
Basılı materyaller 2 grupta toplanabilir: 1. Kurallı tip
(Preskriptif) 2. Kuralsız tip (Non-preskriptif). İki materyal tipi
zaman zaman birbiriyle örtüşmekle birlikte kurallı materyaller,
sıklıkla belli bir amaç doğrultusunda hekim tarafından hastaya
verilen materyaller şeklinde tanımlanır. Genellikle medikal bir
problemin ortaya çıkması ya da tekrarlaması nedeniyle kullanılır.
Örneğin, sırt kaslarını incitmiş bir hastada sırttaki mekanizmaları,
incinmenin yinelenmesinden kaçınmak için neler yapılması gerektiği,
iyileşme sırasında ve sonrasında esnekliği ve gücü arttırmaya
yönelik fizik programları açıklayan bir broşür verilebilir. Bu
materyal, hekimin yaralanma ile ilgili önerilerine ek olur. Kısaca
tedavinin bir parçasıdırlar. Bunun aksine, kuralsız tipteki
materyaller, hastaların istedikleri taktirde serbestçe alması veya
okuması için sıklıkla bekleme ya da muayene odalarına bırakılırlar.
Bunlar, daha genel ya da belli başlıklara dayalıdır ve hasta
eğitiminden çok sağlık eğitimine yöneliktir. Bunlara örnek olarak; 4
temel yiyecek grubunu tanımlayan bir broşür veya cinsel yolla
bulaşan hastalıkları anlatan ufak bir kitapçık verilebilir. Kuralsız
tipteki materyaller, bir davranışı değiştirme amacından çok
bilgilendirmeyi amaçlar ancak hastanın kafasında bir takım sorular
oluşmasına yol açabilir dolayısıyla vizit sırasında hasta eğitimi
açısından olanak sağlayabilir.
Hekimlerin ya da eğitim komitelerinin elde olan materyalleri
kullanma veya uygun buldukları konularda kendilerinin yeni bir takım
materyalleri geliştirme hakları vardır. Dağıtacakları herhangi bir
materyalin doğruluğundan hekimlerin sorumlu olduklarının bilinmesi
önemlidir. İlaç firmaları ve ulusal gönüllü kuruluşların
materyalleri bunlara örnek olarak verilebilir.
Mevcut materyalleri kullanmadan önce dikkat edilmesi
gerekenler:
İçerik uygun mudur?
Bir ürünün reklamı yapılmış ya da bilgi taraflı verilmiş midir?
Doğru tanı ve tedaviye yönelik hekimin kendi kararları ile uyumlu
mudur?.
Hastaların okuduklarını anlayacakları düzeyde açık olarak ifade
edilmekte midir?
Kolayca çoğaltılabilir mi?
Depolamaya ve uygulamada herhangi bir sistemde kullanmaya uygun
mudur?
Orijinal basılı materyal yapılması
Uygulamada herkesin kendine has bir takım basılı
materyalleri geliştirmeyi istemesi olasıdır. Bu şekilde bir
uygulamanın avantajı şekil ve içeriğin istenildiği gibi
denetlenebilmesidir ancak aynı zamanda doğru ve başarılı olma
açısından büyük sorumluluk üstlenilmiş olur. Yazmaya başlamadan önce
en son literatürlere dayanarak bilginin arttırılması akıllıca bir
yaklaşımdır. Bu en çok bekleme salonunda kullanılmak üzere belli bir
konu hakkında kuralsız tipteki materyallerin hekim tarafından
hazırlanmasında önem taşımaktadır. Bununla birlikte, kurallı
materyallerin hazırlanmasında da (amaç, bir problem hakkında hekimin
genel önerilerini basitçe kaydetme gibi ise) bu önemli bir süreçtir.
Burada en sık yapılan hata gereğinden fazla bilginin
verilmesidir. Temel eğitim mesajları belirlenmeli ve materyal 3-4
eğitim mesajı ile sınırlı tutulmalıdır. Tıbbi dil, aşırı istatistik
kullanma ve korkutucu mesajlardan kaçınılmalıdır. Kısa kelimeler ve
kısa cümleler kullanılmalıdır. Materyali çoğaltmadan önce çalışma
arkadaşları ve az sayıda hasta üzerinde deneyerek işlerliği
sınanabilir.
Basit çizimler ve şekiller konunun anlaşılmasına yardımcı
olur; genellikle karmaşık resimleri kullanmaktan daha etkilidir. Alt
başlıklar okuyucunun aradığı bilgiye kolay ulaşmasını sağlar ve
gerektiğinde koyu renk ya da italik yazı kullanılarak dikkat
çekilebilir, bu şekilde terimlerin vurgulanması sağlanır. Dil olarak
aktif zaman kullanılmalı, olumsuz dil kullanmaktan kaçınılmalı ve
asla, daima, zorunluluk; -meli-malı gibi genellemeler, kesin
terimler kullanılmamalıdır. Uzman yazarlar, soru cümlesinde birinci
tekil kişiyi; yanıtlarda ise ikinci tekil kişiyi kullanmayı
önermektedir. Ben ne sıklıkta ve ne kadar süre ile egzersiz
yapmalıyım? En iyi sonuçları elde edebilmek için (sen/siz) en az
30 dakika ve haftada en az 3 gün egzersiz yapmalısınız. Materyali
hazırlarken bol miktarda boş alan bırakılmalı (kağıt tamamen yazı
ile dolu olmamalı), en az 10-12 boyutlu yazı ile yazılmalı ve
mümkünse 2 hatta 3 sütun halinde düzenlenmelidir.
Diğer materyaller ve seçenekler
Modeller, maketler, çeşitli afişler, diğer görsel
materyaller sözel ve yazılı gereçlere yardımcı olarak
kullanılabilir. Özellikle hastanın belli bir beceriyi kazanması
hedefleniyorsa beceri eğitim ilkelerine uygun olarak bizzat yapması
önemlidir. Bu tip materyaller; sinirlere bası yapan bir lomber disk
hernisinin nasıl olduğu, vajinal bir diyaframın uygunluğunun ne
şekilde kontrol edileceği gibi çok çeşitli konuları açıklamada son
derece değerlidir.
Bunlar dışında kullanılabilen alternatif eğitim araçları
arasında video ve kasetçalarlar bulunur. Kasetçalarlı bir eğitim
için gereken ekipman son derece azdır. Özellikle basılı
materyallerle birlikte kullanıldıklarında daha iyi sonuç verirler.
Videolar özellikle okur yazarlığı olmayan kişiler için yararlı
olabilir ve ayrıca bekleme odasındaki televizyonlarda eğitim
mesajları vermek üzere de kullanılması mümkündür. Video aracılığıyla
basit drama örnekleri eğitimde kullanılabilir, drama örnekleri
hastanın kendi karşılaştığı zor durumlarla başa çıkma konusunda
yardımcı olabilir, hastanın dramadaki karakterler ile empati
kurmasını sağlar.
Ortam
Hasta eğitiminde başarılı olmak için çalışma ortamını
hastalar için bir eğitim merkezi olarak görmek gerekir. Bu bakış
açısı ile, ortamdaki her alanın, her yardımcının hasta eğitimine
katılması mümkündür. Örneğin, rahat koltuklar, çeşitli dergilerin
veya televizyonun bulunması gibi düzenlemelerle bekleme salonunun
çekici hale getirmesi gerekir. Bekleme salonuna eğitim gereçleri
konur, duvarlara eğitici broşürler asılır, hatta eğitici video
programları gösterilir. Benzer şekilde muayene odasına da eğitici
gereçler koyulmalıdır. Özellikle hastaların kalabalıkta çekinip
almayabileceği materyalleri muayene odasına koymak yararlı olabilir.
Poster konuları aylık ya da üç aylık periyotlarla değiştirilir;
böylece süreklilik kazandırılır.
Hasta eğitiminin koruyucu hekimlikteki yeri tartışılmayacak
bir gerçektir, günümüzde tedavi edici sağlık hizmetinin de başlıca
bileşeni olarak görmeli ve sunduğumuz hizmetin kalitesini önemli
ölçüde arttıracağının bilincinde günlük uygulamamızın her alanına
yerleştirmeliyiz.
Kaynaklar:
1.
Kelly RB, Falvo DR. Patient Education. In: Rakel RE (ed). Textbook
of Family Practice. 6th ed. Saunders Com, Philadelphia.
2002; 253-61.
2.
Ethics, Rights and Responsibilities. Joint Commision on Accredition
of Healthcare Organization. Erişim:
www.jcaho.org. Erişim Tarihi;
15.01.2004
3.
Hasta Hakları. Mart 1994 Amsterdam Bildirgesi.
4.
Therapeutic Patient Education, World Health Organization Regional
Office for Europe Copenhagen, Report of a WHO Working Group, 1998.
5.
Assal J-PH, et al. Patient Education 2000. New Trends in Patient
Education. International Congress Series 1076, Elsevier, Amsterdam,
1995.
6.
Mengel MB. Principles of Clinical Practice. Plenum Medical Book
Company NY, London. 1991
7.
Ian Mc Whinnety. A Textbook of Family Medicine 2nd
Edition. Oxford University Pres 1997