ÇALIŞAN ANNE ve ÇOCUK

Dr. Ahmet ERGİN

Aile Hekimliği Uzmanı

 

Günümüzde birçok kadın çalışma alanı içerisinde rol almakta olup, çalışan kadın sayısı hızla artmaktadır. Kadınların çalışma yaşantısına rağbet göstermesi, ekonomik, sosyal, psikolojik nedenler ve yaşam anlayışı değişiklikleri ile yakın ilişkilidir. Bazı kadınlar kariyer yapmak için iş yaşantısına girerken, ülkemizde olduğu gibi bir çok kadın daha çok ekonomik zorunluluklar ve aile bütçesine katkıda bulunmak amacıyla çalışmaktadır.

Kadının çalışma yaşantısına girmesi, özellikle evli ve çocuk sahibi kadınlar için bir takım sıkıntılarıda beraberinde getirmektedir. Annenin olmadığı saatlerde çocuğun bakımı, işinden yorgun ve stresli gelen annenin çocuğuna yeterince zaman ayıramaması ve onunla sağlıklı bir iletişim kuramaması bu sıkıntıların başlıcalarıdır.

Çalışan anneler, çocuklarına zaman ayırma konusunda her ne kadar kendilerini sıkıntılı hissetselerde, yapılan araştırmalar, çalışan annelerin çocuklarıyla geçirdikleri nitelikli zaman süresinin, çalışmayan annelere göre daha fazla olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, çalışma süresince çocuktan ayrı kalmayı, bu konuda etkili tek  olumsuz faktör olarak görmemek gerekir. Çalışan annenin eğitim düzeyi, çalışma koşulları, çalışma nedeni, anne-çocuk ilişkisinin niteliği, aile ilişkileri, annenin yokluğunda çocuğun kim tarafından, nasıl bakıldığı, çocuğa bakan kişinin özellikleri ve bakanın sürekliliği, çocuğun hangi gelişim basamağında olduğu, ailedeki çocuk sayısı ve çocuğun doğum sırası gibi faktörler de, çalışan anne-çocuk ilişkisinde çok önemlidir.

Annesi çalışan kız çocuklarının, annelerini çalışan kadın, sosyal kadın modeli şeklinde benimsediği ve yüksek eğitim ve mesleki hedeflere yöneldiği görülmüştür.Yani annenin çalışması kız çocuklarının eğitimini olumsuz etkilememektedir. Ancak bu durum erkek çocuklar için geçerli olmayıp, yapılan araştırmalar annesi çalışan erkek çocukların okul başarısının düşük olduğu yönündedir. Bunun durum,  annenin çalışma yaşamındaki yerini almasıyla daha fazla sosyal ve siyasal eşitliğe sahip olması ve onun erkek çocuğa tanınan ayrıcalıklı geleneksel rolleri daha az benimsemesi ve desteklemesi ile izah edilmektedir. Yani çalışan anneler kızlarına, daha hassas ve ilgili davranmaktadır.

Çalışan anne çocuklarının sosyal gelişimleri de daha iyidir. Bu çocukların erken yaşlarda kendi kendine yetebildiği, çevreye daha kolay uyum sağladığı, daha bağımsız davranan bir kişilik geliştirdiği gözlemlenmiştir. Bu durum, çalışan anne çocuklarının, kendi yaşamlarıyla ilgili bir çok konuda erken yaşlarda sorumluluk üstlenmesi ile açıklanabilir. Sorumluluk almayan, ihtiyaçları sürekli annesi tarafından karşılanan bir çocuk uzun süre bir çok ihtiyacı için annesine ya da diğer aile bireylerine bağımlı kalacaktır.

Çocuk anneye alışmış olsa da, bir süre sonra kendisiyle aynı yoğunlukta, aynı şekilde ilgilenen bir başka kişiyi de benimser. Bu nedenle çalışan annenin evde olmadığı zamanlarda, bebeğe bakım sağlayan kişi sık sık değiştirilmemelidir. Sık bakıcı değişikliği çocuğu olumsuz etkiler. Yapılan bir araştırmada, yuvaya bırakılan, yuvada çok iyi bakılan, yedirilen, içirilen çocuklarda gelişme geriliği görülmüştür.  Bunun nedeni olarak, bakıcıların vardiyalı çalışması, çocuğun sürekli duygu alış verişi yapacağı, teke tek ilişki kuracağı birisinin olmayışı gösterilmiştir.

Çalışan anne genelde çocuğuna yeterince zaman ayıramadığı düşüncesi taşır. Bu düşünce onu çocuğun her istediğini yerine getirme eğilimi içerisine sokabilir. Bu tutum çocuklarda bencillik, doyumsuzluk, boşluk, kural tanımama gibi uyumsuzluklara yol açabilir. Anneler şunu bilmelidirler ki; çocuk ile geçirilen sürenin uzun veya kısa oluşu değil, çocuk ile geçirilen sürenin niteliği ve kurulan iletişimin türü, annenin çocuğa örnek olduğu model, olumlu iletişim, güven, sevilme ve bağımsızlık ihtiyaçlarını karşılayabilme daha önemlidir. Ayrıca çocuklara verilecek en iyi ödül sosyal olanlarıdır. Anne işten eve döndüğünde, öncelikle çocuğu ile günü konuşmalı, onu dinlemeli onun yapmayı istediği şeyleri yapmalı, hafta sonu için planlar kurmalı ve daha sonra günlük işlerini yapmalıdır. Bu şekilde hem çocuğunu mutlu etmiş olacak hem de kendisi iş yaparken onun sürekli ortalıkta dolaşıp mızıldanarak ve sürekli sorular sorarak kendisini rahatsız etmesini önlemiş olacaktır.

 

İçerikler hakkında daha fazla bilgi için draergin@msn.com adresine yazabilirsiniz. (2007)