Biyopsikososyal Yaklaşım
Uz.Dr.Ahmet ERGİN
Aile Hekimliği Uzmanı
Psikiyatrist George Engel 1977 yılında biyopsikososyal modeli
tanımlayarak, sosyal ve psikolojik değişkenlerin sağlık ve hastalık
için belirleyici faktörler olduğunu söylemiştir. Böylece
klinisyenlerin dikkatini, hastaların duygusal yapılarının, yaşam
amaçlarının, hastalık karşısında davranışlarının ve sosyal
çevrelerinin değişmesi ile hastalığın biyokimyasal ve morfolojik
farklılıklar gösterebildiğine çekmiştir. Engele göre; medikal
modelin, hastalıkları belirleyen etmenleri daha iyi kavrayabilmesi
ve sağlık hizmeti sunumunda rasyonel bir tedavinin planlanıp
uygulanabilmesi için; hastayı, hastanın içinde yaşadığı çevreyi ve
hastalıkların kötü sonuçları ile başa çıkabilmek için toplum
tarafından geliştirilmiş olan sistemi (sağlık sistemi ve bu sistemde
doktorun rolü) de göz önüne almak gerekmektedir. Öncelikli olarak
biyolojik faktörleri ele almak yerine, hasta olma ve hastalığa yol
açan tüm faktörleri değerlendiren biyopsikososyal yaklaşım ile neden
bazı hastaların hastalık dediğine diğerlerinin yaşamsal sorunlar
olarak nitelendirdiğini, hastanın başvuru nedeninin yaşam
koşullarına bağlı duygusal reaksiyonlardan mı yoksa somatik
semptomlardan mı kaynaklandığını açıklayabiliriz.
Biyopsikososyal model; beyin ve periferal organların bir kompleks
olarak birleşmesi ve karşılıklı olarak ilişki içinde olmaları ve
fiziksel uyarılara olduğu gibi sosyal değişikliklere de duyarlı
oldukları temeline dayanır. Bu model kişilerin patolojik olarak
çevresel streslere ve intrapsişik çatışmalara potansiyeli
olabileceğine inanmaktadır. Duygular organizmaya stresli olayların
anlamı ile fizyolojik fonksiyonların değişimi arasında köprü
olabilirler
1986 yılında Ian R. McWhinney Engelin yeni bir model oluşturma
çağrısına atıfta bulunarak klinik yöntemin doktor-merkezli değil
hasta-merkezli olması gerekliliği üzerinde durmuştur. Ona göre hasta
merkezli yaklaşımın temelinde doktorun hastanın dünyasına girmesi ve
hastalığı hastanın gözünden görebilmesi yatmaktadır. Oysaki
geleneksel doktor merkezli yaklaşımda doktor, hastanın hastalığını
kendi dünyasına çekmekte ve kendi patolojik referansları
çerçevesinde hastalığı yorumlamaktadır.
Biyopsikososyal yaklaşıma göre, sağlık ve hastalık; biyolojik,
psikolojik ve sosyal değişkenlerin karmaşık etkileşimleri ile
şekillenmekte ve hiç biri diğerinden ayrılarak kategorize
edilememektedir.
Bu modelde klinik yaklaşım biyolojik tıptan daha fazlasını
gerektirir, çünkü hastalıklar tamamen ancak psikolojik ve sosyal
faktörlerin göz önüne alınması ile anlaşılabilir. Bu üç faktör
birbirleri etkileşirler. İşini kaybetme (sosyal bir faktör),
depresyona neden olabilir (psikolojik bir bulgu) ve peptik ülserin
alevlenmesine (biyolojik bir fenomen) yol açabilir. Etkin bir tedavi
için bu faktörlerin karmaşık etkileşimlerine dikkat edilmelidir.
Psikososyal faktörlerin hastalık etyolojisinde ve devamında etkili
olduğu düşüncesi, klinik psikolojinin başlıca uğraşı alanı olmuş ve
aile hekimleri ile davranış bilimlerini de etkilemiştir. Bu geniş
çerçeveden hastalıkların anlaşılması; sosyal ve kültürel çevrenin
tanınmasını, etkilenen bireyin psikolojik kaynaklarının bilinmesini
ve toplumda var olan bozuklukların genetik ve biyokimyasal yapısının
bilinmesini gerektirir. Hastalıklar onu daha küçük biyolojik
bileşenlerine ayırarak anlaşılamaz
Birinci basamak hekimleri hastalarını ilk gören hekimlerdir ve
hastanın davranış ve semptomları yine onun deneyimleri ve
öncelikleri doğrultusunda şekillenmektedir.
Birinci basamak hekimi bir çok biyopsikososyal değişkenin dinamik
yapısını değerlendirerek pozitif sonuç için gerekli cevabı
oluşturabilmelidir.
Hekim hastası ile empatik ve destekleyici bir hasta hekim ilişkisini
kurmak zorundadır ki, hastalık ile ilgili gerekli psikososyal
bilgiyi alabilsin ve gerekli müdaheleyi yapabilsin.
Dünya Sağlık Örgütünün Mayıs 1998te yapılan 51.toplantısında
21.yy da herkese sağlık hedefine ulaşılmasında gerekli olan sağlık
hizmeti sunum sistemi ilkeleri şöyle sıralanmıştır;
-Evrensel nitelikte ulaşılabilirliği olan, aile ve toplum yönelimli,
alt yapı, personel ve hizmet sunum standartları bakımından
güçlendirilmiş birinci basamak sağlık hizmetlerinin sistemin
merkezinde yer alması
-Birinci basamak hizmetlerinin esnek, ihtiyaçlara yanıt veren bir
hastane sistemi tarafından desteklenmesi
-Hizmet sunum basamakları arasında entegrasyonun sağlanması
-Çağdaş koşullara uygun ve basamaklar arası geri bildirim sistemi
içeren sevk zincirinin hayata geçirilmesi
-Sağlık hizmetlerinin her aşamasında bilimsel kanıtlara dayalı
olarak yürütülmesi
-İyi kalitede ve maddi olarak karşılanabilir bir biçimde sunulması
-Uygun bir teknoloji enformasyon sistemine sahip olması
-Sağlık hizmetlerinin sürdürebilir nitelikte finansmana sahip olması
Aile hekimliği ülkelerin sağlık sistem organizasyonlarında bu
prensiplerin uygulanmasına yardımcı olan tamamlayıcı bir rol oynar.
Bu pozitif sonuçları başarabilmek için , aile hekimlerinin toplum
temsilcileri ve sağlık çalışanları ile uyum içinde olmaları
gerekecektir.
Kaynaklar:
1- UNCU.Y, Akman M.
Sağlığa Biyopsikosoyal Yaklaşım,. TC Sağlık Bakanlığı Aile
Doktorları İçin Kurs Notları. Ankara 2004;73,78
2-
BİR SAĞLIK HİZMET MODELİ OLARAK AİLE HEKİMLİĞİ II
Erişim :
http ://aile-hekimligi.uludag.edu.tr/ders2iki.html
2006. Erişim tarihi : 12.12.2006