|
AİLE İÇİ İLETİŞİM
Uz.Dr.Ahmet ERGİN
Aile Hekimliği Uzmanı
Aile
toplumun en küçük ve en temel birimidir. Bütün toplumlarda
hemen her birey, bir aile grubunun içinde doğar ve orada
yetişir. Aile her toplumda değişik örgütleniş biçimleri
gösterse de, her toplumun bir aile sistemi vardır. Aileye,
bilinen en basit tanım ile, birbirine kan bağı ile bağlı
bireylerin oluşturduğu kurum diyebiliriz. Bu kurumunun temel
işlevi, bireylerinin gelişim ve ihtiyaçlarını sağlıklı bir
şekilde karşılamaktır.
Aile
tiplerine baktığımızda, baba egemenliğine (babaerkil), anne
egemenliğine (anneerkil) ve anne/babanın eşit egemenliğine
dayalı (eşitsel aile) olmak üzere olarak 3 tip aile
görmekteyiz. Günümüz toplumlarında aile kurumunu
sınıflandırılabilmek için;
geleneksel aile
ve çekirdek aile
tipleri ayrımı da yapılmaktadır. Geleneksel aile tipi için;
bu alanda , geniş aile, eski aile, köy ailesi ve geleneksel
aile terimleri de kullanılmaktadır. Çekirdek aile için ise
şehir ailesi, küçük aile, dar aile, modern demokratik aile
ve çağdaş aile terimleri kullanılmaktadır.
Bireyin toplumsallaşmasında
aile büyük öneme sahiptir. Çünkü bireyin ilk deneyimlerini
kazandığı, ilk tutum ve davranışlarının belirlendiği ortam
ailesidir. Çocuğa yöneltilen ve ona karşı takınılan davranış,
ilk yaşantıların örülmesinde büyük öneme sahiptir. Bu
dönemde çocuk toplumun bir bireyi olacağını öğrenirken, aynı
zamanda en küçük ayrıntısına kadar kopya edeceği bir modele
gereksinim duyar. Kişiliğin oluşumu için gerekli olan
özdeşleştirme aile içinde ki üyeler ile gerçekleşir. Çocuk
toplumda alacağı rollere de bu dönemde de hazırlanır.
Ailede kadının cinsiyet
temeline dayalı anne ve eş olmak üzere iki rolü vardır. Baba
ise üretim ve koruma ile görevlidir. Dış çevrede ki sosyal
ve fiziksel sorunları çözen kişidir. Bu nedenle aile
içindeki ekonomik güçü temsil eden erkek belirleyici, kadın
ise düzenleyici bir roldedir. Günümüzde kadınlar ev kadını,
iş kadını, anne ve eş olarak aile içindeki rollerini
sürdürürken, erkekler ağırlıklı olarak iş erkeği rollerini
sürdürmektedirler.
Ailenin işleyişinde en
önemli konulardan biri de aile bireyleri arasındaki
iletişimdir. Etkili bir iletişim, aile üyelerinin karşılıklı
olarak bir birlerinin düşüncelerini ve duygularını
anlamalarını sağlar, işbirliği, yardımlaşma ve paylaşma
davranışlarına yol acar, çocukların gelişmesi için uygun bir
ortam oluşmasına neden olur. İyi bir iletişimin
gerçekleştiği aile ortamında çocuklar daha özerk ve bağımsız
bir kişilik geliştirirler.
Düşünme,düşünce ve
duygularını açıklama özgürlüğü ve alışkanlığı kazanırlar.
Buna karşılık etkili bir iletişimin
oluşturulamadığı,iletişim engellerin yer aldığı bir ortamda
çocukların gelişim engellenir. Çocuklar özgürce düşünemeyen
, düşünce ve duygularını açıkça dile getiremeyen bağımlı bir
birey olurlar. İleride çeşitli sorunlarla karşılaşırlar. Bu
nedenle aile bireyleri arasında,özellikle anne-baba ile
çocuklar arasında etkili bir iletişimin kurulması çok
önemlidir
Ailede Eşler Arası İletişim
: Ailenin temeli karı-koca arasındaki ilişkidir. Sağlıklı
bir ilişki, iki kişinin bilinçli olarak, düşünüp taşınıp,
sorumluluk içinde aldığı karara dayanır. Sağlıklı ilişki
içine giren bireyler, diğerini değerli ve onurlu görür, onu
olduğu gibi kabul eder bu kişiler kendi sınırlarının
farkındadırlar, sürekli etkileşim ve dayanışma olmaktan
çekinmezler, olgun insanlardır. Evliliğin yaşaması için,
kendi gereksinimleri ile Yuvanın gereksinimleri arasında
bir denge kurararlar bu disiplin sayesinde eşler uzun vadeli
mutlulukları, kısa vadeli geçici doyumlara yeğlerler kendi
davranış, düşünce ve duygularından kendilerini sorumlu
tutarlar. Doğru bildiklerini söylemekte ısrar ederler ve
gerçekçi olmaya özen gösterirler manevi yaşama
zenginleştirmeyi, kendi bencil sınırları içine kapanıp
kalmamaya özen gösteririler . İki olgun insan anne- baba
olmaya karar verdiği zaman, davranışlarıyla olgun insan
modelini çocuklarına gösteririler. Bu kişilerin kendilerine
ve diğerlerine saygıları vardır. Çocuk yetiştirmeyi dünyanın
en sorumlu görevi kabul ederler. Böyle anne-babanın kurduğu
aile içinde yetişen çocukların gereksinimleri doğal olarak
karşılanır. Çocuklar bu güven ve sevgi ortamı içinde kendi
benliklerini bulabilmek için değişik deneyimlere girebilme
cesareti gösterirler. Bu aileler de çocuklar, anne-babanın
kendi gereksinimlerini gidermek aracı olarak kullanılmazlar
. Sağlıksız ailelerde ki mutsuz anne ve mutsuz baba ise
kişisel becerileri ve girişimleri kendi gereksinimlerini
karşılayamadıkları için, gereksinimlerini karşılamada
çocuklarını araç olarak kullanırlar çocukların kendi
gereksinimleri ve kişisel gelişimsel potansiyelleri böyle
anne-babalar için önemli değildir. Bu tür ailelerde çocuklar
gelişemezler ve kendi kişiliklerini bulamazlar.
Ailede Anne-Baba ve
Çocuklar Arası iletişim: Anne-Babanın ve aile içindeki diğer
bireylerin çocukla olan iletişimi ve etkileşimi çocuğun aile
içindeki yerini belirler. Aile çocuğun ilk sosyal deneyimini
edindiği yerdir.Çocuğa yöneltilen davranış ve ona karşı
takınılan tavır, bu ilk yaşantıların örülmesinde büyük önem
taşır. Sosyal uyum üzerindeki çalışmalar, ailenin çocuk
üzerindeki ilk etkilerinin son derece önemli olduğunu
kanıtlamıştır. Evlerinde yakın bir ilgiye, demokrasinin
birleştiğini gören çocuklar, en etkin, özgür ve
arkadaşlarıyla ilişkilerinde en başarılı çocuklar
olmaktadırlar. Buna karşı daha sert bir denetim altında
tutulan yada eğitim yöntemleri değişken olan ailelerde
büyüyen çocuklar ise karşı çıkma ve saldırganlık gibi
yollarla kendilerini kabul ettirmek istemekte ve kendi iç
dünyalarını açıklamakta zorluk çekmektedirler. Dengeli,
duygusal ve toplumsal etkileşimin güçlü olduğu aile
ortamında, yeterli güven, sevi ve sevecenlik içinde büyüyen
çocuklar, gelişimleri için gerekli deneyimleri elde
edebilirler.Hor gören cezalandıran ya da hem sevip hem de
soğuk davranan anne ve babaların çocukları bağımlı bir
kişilik yapısına sahip olmaktadırlar. Çocuğun aile üyeleri
ile olan ilişkileri,diğer bireylere ,nesnelere ve tüm yaşama
karşı aldığı tavırlar, benimsediği tutum ve davranışların
temelini oluşturur. Aile aynı zamanda çocuğa, aile ve
toplumun bir üyesi olduğu bilincini aşılar ve uyum
biçimlerinin temellerini atar. Anne-Baba-Çocuk
ilişkisi,temelde anne ve babanın tutumuna bağlıdır. Çocuklar
arasında uyum bozukluğuna yol açan birçok olaya, yeterli ve
uygun olmayan ilk anne-baba-çocuk ilişkilerinin neden olduğu
saptanmıştır. Anne ve babanın kendi çocukluk yıllarındaki
deneyimi şimdiki tutumlarında etkili olabilir. Çocukluk
yılarında kendi anne babasıyla sağlıklı bir iletişim
kuramayan, yeterli sevgi göremeyen bir baba ya da aşırı
baskı altında büyümüş bir annenin tutumları bu kötü
deneyimler nedeni ile olumsuz olabilir büyüme aşamalarında
başarılı olan çocuklar, iyi aile ilişkileri içinde yetişmiş
bireylerdir. Aile içinde gerçekleşen başarılı ilişkiler,
mutlu, arkadaşça, bunalımdan uzak ve yapıcı bireylerin
oluşumunu sağlar. Anne ve babanın sevgi ve ilgisinden yoksun
olarak büyüyen çocuklar, büyük bir sevgi açlığı gösterirler,
bu açlıkta bir takım davranış ve uyum bozukluklarına neden
olabilir. Çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemi olan ergenlik
dönemin de gencin, sorunlarını kolaylıkla çözebilmesi ve
zorluğa uğramadan aşabilmesi, geçmişteki olumlu aile
ilişkilerine bağlıdır. Çocukluk döneminde sevgi ve güven
duygusuyla yetiştirilen çocuk, mutlu bir ergen adayıdır.
Daha o dönemde anne ve babasıyla başarılı bir iletişim
kurabilen çocuk, zorlu ergenlik döneminde de aynı arkadaşça
ilişkilerini sürdürerek, kişisel sorunlarını kolaylıkla
çözebilir.
Ailede İletişim Sorunları,
Nedenleri ve Çözüm Önerileri: Aile-içi iletişim çok önemli
olduğu halde yeterince üzerinde durulmayan bir
konudur.Yaygın olarak görülen iletişim biçimi gereksinme
iletişimi denilen durumdur. Bu iletişim durumunda,
iletişimi belirleyen etmenler günlük gelişen
geresinimlerdir.İletişim kodları da buna uygun sözcük
formatlarıdır.Yemekte ne olduğu, çocukların okuldaki
durumları, günlük olayların kısa notları, telefon faturaları
ya da beklenmeyen olaylar kısa konuşmalarla aktarılırken,
birlikte olunan zamanın çoğunu TV izlemek, TV program
yorumları, gündemdeki konuların kısa değerlendirilmeleri ev
içi iletişim mesajları olmaktadır. Daha derinlerde yer alan
beklenenler, düş kırıklıkları, geleceğe ilişkin duygular,
insanlar arasındaki olumlu ya da olumsuz iletiler günlük
iletişim içinde kendine yer bulmamakta, bu nedenle de
mesajlar örtülmekte, duygular sessizce geçiştirilmektedir.
Aile-içi iletişiminin düşük yoğunluğu, sıklığı, azlığı
giderek insan arası ilişkileri de zayıflatmaktadır.Aile
içinde yabancılaşma görülmekte, etkin iletişim aile
dışındaki gruplar arasına kaymaktadır. Baba iş yerindeki
arkadaş grubuyla, anne kadınlar arasındaki gruplarla,
çocuklar da arkadaş gruplarıyla etkin iletişim kurmayı
yeğlemekte, duygu ve düşüncelerin paylaşımın da ev dışına
taşımaktadır. Ev içinde zayıflayan iletişime karşın buna
karşın ev dışında canlanan ilişkiler, insanlar arasında ki
yapancılaşmayı artırmaktadır. Bu durum da değişen insan
davranışlarını fark etmeyi engellemektedir. Bu durumun
yarattığı doyumsuzluk, evde ki bütün bireylerin
davranışlarına yansıyarak ev içi gruplaşmalarına yol
açmaktadır. Anne-oğul,baba-kız ya da çocuklar arası
koalisyonla anne/babaya karşı cepheleşme eğilimleri ortaya
çıkmaktadır. Bu durum iletişimi büsbütün bozmakta sosyal
rolleri sertleştirmektedir. Bütün bunların çözümü, ev içinde
eşitlikçi, sosyal rolleri arkadaşça yumuşatan, aile
disiplini kimseyi yaralanmadan kurup yürüten, anlayışlı,
şevkatli,ilkeli bir aile yapısını kurup sürdürebilmektedir.
Eşler arasında ki anlayış ve davranış bütünlüğü iletişimi
güçlendirerek çocukların sosyal rollerin benimsemelerine yol
acar. Böylece aile içi iletişimde aile dışındaki
iletişimde doğru bir temele oturmuş olur.
AİLE İÇİ İLİŞKİLERDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR
a. Empati
kurabilmek. Empati, kendimizi karşımızdaki kişinin yerine
koyabilme hadisesidir. Mesela çocuk oynarken oyuncağını
kırdığında Üzülecek ne var? diyeceğimize, o oyuncağın
çocuğumuz için ne kadar kıymetli olduğunu anladığımızı
belirten cümleler kurmamız gerekir. Oyuncağını çok
sevdiğini ve buna üzüldüğünü anlıyorum gibi.
b. Dinlerken
fiziksel halimize dikkat etmek.
c.
İletişimde bulunduğumuz kişinin karşısına oturmak,
d. Çehremizi
ona yöneltmek,
e. Dikkatli
dinlemek. Aile bireylerinden biri bir problemle ilgili
konuşurken diğer bireyin onu dikkatle dinlemesi, gazete,
televizyon vs gibi başka birşeyle ilgilenmemesi.
f. Arada bir
kendisini dinlediğimizi ifade eden mimikler kullanmak,
h.
Konuşurken müdahale etmemek
h. Duygusal
cümlelere dikkat etmek ve bunu anladığını gösteren ifadeler
kullanmaya çalışmak önemlidir
AİLEDEKİ NORMAL İLETİŞİM VE ETKİLEŞİMİ ENGELLEYEN
FAKTÖRLER
-Aileyi ve bireyleri ilgilendiren konular üzerinde ,
yüzeysel konuşma
-Aşırı soru sorma, yersiz şüphe ve tereddütler
-Yapay ilgi gösterme
-Konuşma ve izah etme olmadan , karşı tarafın hareketlerini
, düşüncelerini yorumlamaya ve tahmin etmeye çalışma
-Geçmişteki üzücü ve tatsız olayların sık sık gündeme
getirilmesi
-Sorulan soruları cevapsız bırakma
-Bireylere söz ile baskı kurmaya çalışma
-Abartılı bir şekilde onaylama veya reddetme
-Sık sık öneride bulunma veya kişisel düşünceleri kabule
zorlama
-Suçlama , eleştirme , olumsuz değerlendirmeler yapma
-Emir verme , tehdit etme
-Samimiyetten uzak kalma , yalan söyleme
-Alay etme , küçük düşürmeye çalışma , fikirlere değer
vermeme
-Olayların olumsuz yönlerini çıkarmaya çalışma
-Küçük hataları çok abartma
-Fedakarlığı devamlı karşı taraftan bekleme
-Ortak faaliyetlere gereken önemi vermeme
-Karşıdakini ifade etme imkanı tanımama
Bu şekilde iletişim ve etkileşim içinde bulunan aile
yapısında bireyler arası iletişimde, karşıdaki kişiyi
rahatsız etme , yüz kızartma , sert şekilde bakma , yüz
buruşturma konuşmama, yalan söyleme gibi durumların
gözükmesi olağandır. Unutulmamalı ki yaşayan her fert ;
kendine özgü anlayışı , kişiliği , değer yapısı ,
entellektüel düzeyi , duygu ve düşünceleri , kimlik yapısı,
yetişme tarzı , sosyokültürel statüsü ile yaşayan , hisseden
, etkilenen biyopsikososyal bir bütündür . Bu durumda
konuşulan her sözün , verilen her mesajın , her jest ve
mimiğin iyi veya kötü manada karşıdaki kişide bir etki
yaptığı kesindir.
Aile üyeleri birbirinden aldıkları mesajlar ile kendilerini
değerli veya değersiz , kendilerini güvende veya güvensiz
hisseder. Bu durum onların psikososyal ve sosyokültürel
konumlarını işlevselliklerini ve ruhsal durumlarını etkiler.
Sonuç olarak sağlıklı birey , sağlıklı ve bütünlüğü ile
fonksiyonel aileyi oluşturacak , sağlıklı aile sağlıklı
toplumu oluşturacaktır.
Kaynaklar
1-Gökcan
K. Ailede İletişim.
Erişim:
http ://www.sosyalhizmetuzmani.org/ailedeiletisimler.htm
2- Durukan
M. Aile Psikiyatrisi ve Fonksiyonelliği
Erişim:
http ://www.sosyalhizmetuzmani.org/ailedeiletisimler.htm
3- Uçal Y.
Aile içi İletişim
Erişim:
http ://www.yeniasya.de/bizimaile/?page=article_view&article_id=163 |